5 Aralık 2011 Pazartesi

Headbang Olayı

2 hafta kadar önce sağ kolumdan elime kadar inen ağrı ve uyuşma şikayeti ile doktora gittim. MR çekildi ve sonuç: sol tarafta büyük ve sağ tarafta da daha küçük olmak üzere boyun fıtıklarım var. Fizik tedavi görüyorum.

Doktora bilgisayar başında oturmaktan mı kaynaklanıyor diye sorduğumda cevabı şu oldu. "Boyun fıtığı sadece bilgisayar başında oturmaktan olmaz. Siz bana geçmişte nasıl darbeler yaşadığınızı anlatacaksınız. Bunlar etkili olur dedi.

Evet konu başlığından da anlaşılacağı üzere. 1. nedeni yıllarca headbanging yapmam. Doktora rock konserlerinde kafa sallıyorum bu olabilir mi diye sordum. O da şiddetle onayladı. Özellikle boynun zayıf olduğu hareket çaprazlama sallama hareketiymiş. Sonra dedimki doktora bir de bizim okuldaki beden eğitimi öğretmenleri bize çeşitli sakat hareketler yaptırıyorlardı. O nedenle de bel fıtığımın, boyun fıtığımın olması normal dedim. Sonra da dedim ki geçimişime baktığınız zaman pek temiz bir geçmişe sahip değilim ne yazık ki dedim. O da gülümsedi boşver biz önümüze bakalım dedi.
Vücudumuz oldukça hassas. Her darbe ileride size bir rahatsızlık olarak geri dönebiliyor. Bu hafta sonu eğer önümde benim gibi bir örnek olsaydı bütün bunları yapar mıydım? sorusunu sordum kendime. Cevabım: Evet. O dönemde ergenlik çağı ile ilgili sıkıntılarımı bu hobimle ya da spor yaparak aşmaya çalışıyordum. Biraz deliydim. Hala öyleyim. Bütün bu yaşadıklarımı yaşamayıp, daha az tehlikeli bir spor yapamazdım. Ancak en azından hocaların olayı abartıp, köprüden sınav, kasadan uçarak atlama ya da kasa üzerinde amuda kalkma gibi sakat hareketler yaptırmayabilirlerdi diye düşünüyorum.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Bayram'da Enez'deydik.

Enez Edirne'nin bir ilçesi. Yunanistan sınırında ve Ege'ye kıyısı var. Denizini çok soğuk bekliyordum ama bence Altınoluk-Akçay'ın denizinden daha sıcak bir denizi var.
Deniz hayvanları da bol olan bir deniz. Ben herkes ne güzel yüzüyor diye denize bakıp aa ne temiz ne güzel deyip gözlüğümü takıp şöyle bir yüzdüm. Dönüşte bir-iki saniye ahtapotla karşı karşıya geldim. Çok korktum. Zaten deniz hayvanlarından korkarım. Bu benim için epey heyecanlı bir olay oldu. Diğer günler daha kalabalık yerlere gidelim dedim. Neyse sonrasında balıktan başka bir hayvanla karşılaşmadım. Ancak bugün Enez'de yazlıkları olan bir arkadaşla konuştum. O kalabalık yerlerde bile bilimum çeşitli hayvanlar oluyormuş. Gelmeyelim mi diye söylüyorsun diye de ona takıldım.
Toprak bu sefer denize daha bir alıştı. Deniz simidini götürmeyi unutmuşuz. Kucağımızda soktuk. Ayak çırpma hareketi yaptırdık. Denize taş attırdık. Bu oyundan çok hoşlandı. Gözüne tuzlu su kaçmasından hoşlanmıyordu. Son gün iki kere denizin içine düşmek pahasına da olsa daha derine taş atmaya çalıştı ve kafası denize girdi dengesini kaybetti. Biz de hemen onu kurtardık.

Toprak ve Emzik

Toprak 20 aylık oldu. 1,5 aylıktan beri emzik kullanıyor. Emzik bir çok anne-babanın sıkışınca kullandıkları çok güzel bir araç. Aynı zamanda bağımlılık yapıyor. İşte biz de Toprak ağladığı zaman pıt ağzına emziği veriyorduk. Bir nebze olsun sakinleşiyor ve biz de ohh be diyorduk. Doktorumuz demişti ki evin içinde emzik aramaması lazım çünkü ev güvenli sizin olduğunuz bir ortam. Ne zamanki çocuk parkına gidip rekabet ortamı başlar. Bu durumda emzik ister demişti. Bir de evde görünür yerlerden emziği uzaklaştırın da dedi. Durum maalesef doktorumuzun dediğinden daha ileri boyuttaydı. Bir de bizim söylediklerimizi Toprak anlamaya başladığı için olayı tahmin ettiği anda "meme" diye bağırıyordu.
Bayramdan sonra bu emzik olayına eşim son vermeye karar verdi. Önce ben cuma günü işteyken emzikleri ortadan yok etti. Yeni aldığım emziklerden birini deldi Toprak emzik isteyince öyle verdi. Toprak yine emmeye devam edince biraz kesti öyle verdi. Toprak gene emmeye devam edince emziğin yarısını kesti öyle verdi. O zaman Toprak bu ne be deyip emziğe baktı ve fırlattı. Onun için şu son 4-5 gündür biraz sinirli, akşamları uykuya dalarken daha uzun sürede uykuya dalıyor. Bizi başında dikiyor. Daha ben uyumadım şeklinde uyuyana kadar anne, baba, aba diye bizi sırayla başında nöbet tutturuyor.
5 aylıktan beri Toprak kendi yatağında yatıyor. Yaklaşık 18 aya kadar akşam pıt diye düşüp uyurdu. Şimdi biz de anne baba olarak değişik alışmadığımız bir Toprak'la karşı karşıyayız. Onun için ne yapacağımızı çok bilemiyoruz. Dün akşam sizin yatağınızda yatacağım diye bizim yatağımıza yatıp kendi yatağına gitmek istemedi. Tabi bizim yatakta da uyumayıp "anne", "anne" diye oyun oynuyor.
Bakalım emzik mücadelemiz nasıl sonlanacak?

24 Haziran 2011 Cuma

ordan burdan sakladığım bilgiler 3

"Istanbul Toastmasters"
How hard is it for you to stand in front of a crowd and utter a clear, loud “May I have your attention, please?” If your heart starts running an Olympic marathon while butterflies buzz around in your stomach, then you suffer from speech anxiety.


The bad news is, everyone notices your shaking hands and blushing cheeks. The good news though, is that your fright is neither unusual nor incurable.

“Glossophobia” is what dictionaries call the fear that might ruin your bridal shower toast or pitch to business associates. But that fear can be defeated and easiness achieved with some tips on Public Speech 101. Toastmasters International is one of those helping hands. A non-profit organization founded 83 years ago in California, Toastmasters recently opened a chapter in İstanbul -- one of 11,000 other clubs across the United States and in 90 other countries.

Matt Krause is the founder and current president of İstanbul Toastmasters. A tall, blue-eyed American from California, Krause describes the club as a “great way to practice your English when classes don’t really help you any more.” A Toastmasters club is a “learn-by-doing” workshop of 20 to 40 members who meet on a regular basis to learn and practice public speaking techniques. “Most of us get tremendously nervous when it comes to speaking in public,” Krause notes. “That club is an opportunity to get up in front of people and, well, speak.”

İstanbul’s 35 members have been gathering twice a month in Taksim Hill Hotel since March 2007. But while about 215,000 people belong to Toastmasters worldwide, Krause estimates only 20 percent of them are located overseas. “İstanbul is the city of 15 million people and the host of only one Toastmasters club, as opposed to 35 in a city like Riyadh,” he laments. “Yet Toastmasters is not an organization like the Rotary, a brand name everyone knows about overseas. If you go around and ask 100 people on the streets about Toastmasters, I bet 99 have no idea what it is.”

ordan burdan sakladığım bilgiler 2

İLETİŞİM BECERİLERİ- ETKİLİ KONUŞURSANIZ , ETKİLERSİNİZ (Merih Tangün)

ordan burdan sakladığım bilgiler 1

Dr. Tony Humphreys is a Consultant Clinical Psychologist, Author and National and International Speaker. He began his career as a Clinical Psychologist in State Psychiatric and Psychological Services in England and Ireland and since 1990 has been working in private practice in Ireland. He has become Ireland’s most influential psychologist, working with individuals, couples, families, schools, local communities and the business community. He is a specialist lecturer on education, communication and self-realisation in University Colleges, Cork and Limerick, and Senior Fellow at National College of Ireland, Dublin and is a regular guest lecturer in other third level colleges both in Ireland and internationally, including several European countries and South Africa.
He is regularly sought for his expertise and views on radio and television shows. He contributes a weekly column to the two primary national newspapers, the Irish Times and the Irish Examiner. He has his own radio programme on RTE national radio and topics have included The Family Meeting and Relationships.
He is the author of twelve best-selling books. His best known books are The Power of ‘Negative’Thinking; Self-Esteem, the Key to Your Child’s Future; Work and Worth, take back your life; Myself, My Partner; Leaving The Nest ; Whose Life Are You Living; All About Children. His latest book The Mature Manager has recently been published. His books are currently in 25 languages. He has recorded tapes and CD’s on such topics as embrace failure, self-esteem, work-balance and effective parenting.
His varied earlier careers encompassing theology, education and business adds breadth and depth to his unique understanding of human behaviour. His ideas are challenging, sometimes controversial, yet they are always presented in the safety of understanding and compassion. It is indicative of the ethos he creates that he is in constant demand for lectures, workshops, seminars, conferences from a very wide range of audiences that cross different social strata, different age groups and different social sectors. He is amusing and entertaining in his presentations without diluting the meaning and depth of the messages he wishes to convey.

İki Kitap Önereceğim

1- Tibet'in Gençlik Pınarı/ Peter Kelder


Bu kitap, 'Gençlik Pınarı'nın kadim sırlarını bulmak için uzak ve gizemli Himalaya dağlarına giden ve onu bulan bir adamın gerçek öyküsüdür! Binlerce yıl boyunca yasak Tibet bölgelerinin derinliklerinde gizlenen kayıp manastır, büyük bir özenle korunan gençlik sırlarına sahiptir. Bu sır, uygulaması son derece kolay ama insanın yaşamını sonsuza dek değiştirme gücüne sahip olan beş kadim ayindir. Bu kitap, bu özel manastırda yaşayan Lamalar'dan öğrenilen olağanüstü sır hakkında yazılmış tek kaynaktır. Kitapta açıklanan beş ayin, herkesin kendini çok daha genç hissetmesini ve görünmesini aynı zamanda da büyük bir canlılık kazanmasını sağlayacak güce sahiptir. Bu beş ayini hergün uyguladığınızda, yalnızca bir aylık çalışma sonucunda etkilerini görmeye başlayacak, on haftalık çalışma sonucunda ise insanların daha genç ve sağlıklı göründüğünüz konusundaki iltifatlarını duyacaksınız. (Arka Kapak)
2- Kardelenler: Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları /Ayşe Kulin
Onlar, ışıklı bir geleceğe ancak eğitimle ulaşabileceklerini bilen çocuklar! kendi çevrelerinin de bu bilginin ışığıyla aydınlanacağına inanıyorlar. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği aracılığıyla ulaşılan bu kız öğrenciler, Turkcell bursundan, her şeyden önce kendilerini istediği için yararlanıyorlar. Turkcell'in desteği, onların okuma azmini güçlendiriyor. Şu anda her biri birer kıvılcım olan bu kızlar, eğitimlerini tamamlayıp birleştiklerinde Türkiye'nin ufkunu aydınlatacak güçlü bir ışığa dönüşecekler.

Yazar Ayşe Kulin, Anadolu'nun uzak köşelerinde yaşayan bu kızların en küçüğünden üniversite öğrencisine kadar bir çoğuyla tek tek görüşerek, zor yaşam koşullarına tanık olarak, onların duygularını, beklenti ve umutlarını sizlere aktarmaya çalıştı. Bu kitap, yazarın izlenimlerinin kısa bir özetidir sadece. Kimbilir, belki bu ilginç yaşamları öğrencilerin kendi kalemlerinden bire bir okumanız da mümkün olur günün birinde.

Ayşe Kulin ve Turkcell bu kitabın satışından doğacak haklarının tüm gelirini, Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları projesine bağışlamıştır.

(Arka Kapak)